1-
toplumsal olanin biyolojik (ve daha genel olarak fiziksel) olana
tek yönlü bagimliligini ve birincisinin ikincisinden dogdugunu
ileri süren varlikbilimsel (ontolojih) materyalizmden,
2- bilimsel
düsüncenin en azindan bazi nesnelerinin bagimsiz varligini ve
olgulari dönüstürücü etkinligi oldugunu ileri süren
epistemolojik materyalizmden,
3-
toplumsal biçimlerin yeniden üretim ve dönüsümlerinde insanin
etkin araciliginin belirleyici rolü oldugunu ileri süren pratik
materyalizmden olusur. . Tarihsel materyalizm, kadin ve erkegin
dogal (fiziksel) varliklarinin ya da daha genel olarak emek
sürecinin üretim ve yeniden üretiminin insanlik tarihinin
gelisiminde nedensel üstünlügü oldugunu ileri sürer. - Bilimsel
materyalizm, (toplumsal olanini da içeren) gerçeklik ile ilgili
bilimsel inançlarin (degisen) içerigi ile tanimlanir.
"Materyalist dünya görüsü" denilen sey (örnegin bilim yanlisi
bir tutumu, ateizmi vb. içerebilen), (tarihsel olarak degisen)
daha gevsek ve genel olan pratik inanç ve tutumlardan, bir
Weltanschauung'dan (dünya görüsü) olusur. Bu madde esas olarak
felsefi materyalizm ile ilgilidir, tarihsel materyalizm ile olan
ilgisi ancak özet biçimde verilmistir.
Marx
'in "materyalist tarih anlayisi 'nin felsefî açidan baslica
önemli noktalan sunlardir:
a.
toplumsal yasamda düsüncelerin öncelikle özerkliklerinin daha
sonra da üstünlüklerinin reddi;
b. soyut
felsefî düsüncenin tersine yöntemsel olarak somut tarihsel
arastirmaya baglilik;
c.
toplumsal yasamin üretim ve yeniden üretiminde insan
etkinliginin (praxis) merkezi rolünün kavramlastirilmasi,
buradan hareketle;
d. insanlik
tarihinde toplumsal iliskilerin dolayiminin ve doganin
dönüstürülmesinin nedeni olarak emegin öneminin vurgulanmasi;
e. Marx 'in
türsel bir hümanizm olarak anlasilmis bir dogalciligi savunarak
insani temelde doga ile birligi içinde kavradigi erken dönem
(özellikle Ekonomik ve Felsefi Elyazmalari) yazilarinin
disavurumculugundan; insani temelde dogaya karsi ve onun egemeni
olarak kavradigi orta ve geç dönem yazilarinin teknolojik
Prometheusçuluga dogru degisme göstererek insan açisindan
doganin anlamini vurgulamasi;
f. bütününde Marx 'ta insan-doga
iliskisini içsel olarak -insanin temelde dogaya bagimli olmasii
ancak doganin temelde insandan bagimsiz olmasi biçiminde-
simetrik olmayan bir sekilde ele aldigi, bilimsel GERÇEKÇILIK'e
dogru göreceli olarak gelisen bir baglanma ve gündelik
gerçeklige sürekli bir baglanis.
Yalnizca
(c) maddesi Marx 'in yeni pratik ve dönüstürücü materyalizmi,
burada ayrintili olarak gözönüne alinabilir. Marx 'in bu
materyalizmi, insanin saf hayvan varligindan ya da etkinliginden
çifte bir özgürlükle ayrildigi görüsüne dayanir; güdüsel
belirlenmeden bagimsizligi ve planli, önceden dolayimlanmis bir
biçimde üretimde bulunma özgürlügü. Bu kavramlastirmanin genel
karakteri en özlü anlatimini Feuerbach Üzerinde Tezler 'de (8.
tez) bulur; "Bütün toplumsal yasam temelinde pratiktir. Teorinin
gizemciligine yol açan bütün anlasmazliklar akilci çözümlerini
insan pratiginde ve bu pratigin kavranilmasinda bulurlar."
Geleneksel, tefekkürcü materyalizmin edilgin, tarih-disi ve
bireyci özelligi ile/ ve klasik Alman idealizminin yalnizca
idealize edilmis ve yabancilasmis bir biçim altinda sunulmus
olarak deginip geçtigi toplumsal yasamdaki dönüstürücü etkinlik
ya da pratigin rolü, Feuerbach Üzerine Tezler'in ikili ana
temasini olusturur. Marx'in, Hegel 'in Aklin Fenomenolojisi 'ni
elestirisinin özünün; Hegel 'in nesnellesme ve yabancilasmayi,
nesnellesmenin varolan (mevcut), tarihsel olarak özel,
yabancilasmis biçimlerini, bir Mutlak Özne'nin kendine
yabancilasmasinin momentleri olarak kavrayarak, ayni anda bu
kategorileri akilci bir biçimde degistirerek ve tamamen insani
yabancilasmamis nesnellesme olanaginin da yolunu tikamakla
tanimladigina ve karistirdigina ilk ' dikkati çeken Genç
Hegel'de Lukâcs olmustur. ! Fakat bir defa bu ayrim, Marx 'in
kendi "nesnellik" kavramini kullaniminda ve bu kavramin soy
özellikleri tasidigi konusunda üçlü bir kusku yaratmisti; bunun
aydinlatilmasi en azindan Feuerbach Üzerine Tezler'den bu yana
Marx'in materyalizmi için temel özellik haline gelmektedir.
Söyle ki, 1. tez, açik bir biçimde ayrintilandirmasa da,
(a)nesnellik ya da dissal olan ' ile, bir öznenin üretimi olarak
nesnellesme (b) arasinda bir ayrima isaret eder ve 6. tez,
toplumsal biçimlerin yeniden üretim ya da dönüsüm süreci olarak
(b) ve (c) nesnellesmeleri arasinda bir ayrimi gerektirir.
Birinci tezz
Altinci tez
açik bir biçimde, Feuerbach'in hümanizmi üzerine kurulmus olan
bütün bireyci ve özcü toplum teorilerinin bir elestirisini yapar
ve Feuerbach'in insanin tarihsel olarak gelisen toplumsalliginin,
kötülüklere karsi gerçek anahtar oldugu yolundaki antropolojik
açiklamalarini tecrit eder. Ve bu tez, (b) ile (c) arasinda;
insanin amaçli etkinligi ile bu etkinligin kosullari ve aracisi
olarak verili olmakla birlikte ancak (kendisi de) bu amaçli
etkinlik içinde yeniden üretilmis ve dönüstürülmüs önceden
varolan tarihsel olarak belirlenmis toplum biçimlerinin yeniden
üretimi ve dönüstürülmesi arasinda bir ayrimi gerekli kilar.
Bilinen nesnelerin birliginin iki görünümü olarak (a) ve (b)
arasinda uygun bir ayrim meydana getirmedeki basarisizlik bir
yandan epistemolojik idealist egilimlere (Lukâcs ve Gramsci'den
Kolakowski ve Schmidt 'e kadar, (a)'nin (b)'ye indirgenmesine),
öte yandan geleneksel materyalist egilimlere (Engels ve
Lenin'den, Della Volpe 'ye ve "yansitma teorisi"nin çagdas
örneklerine kadar, (b)'nin (a)'ya indirgenmesine) yol açmistir.
Dönüstürücü etkinligin birliginin iki görünümü olarak (ya da
praxis ile yapinin ikiligi olarak) (b) ve (c) arasinda uygun bir
ayrim meydana getirmedeki basarisizlik da bir yandan sosyolojik
bireycilik, iradecilik, kendiligindencilik vb. ile (örnegin
Sartre 'da oldugu gibi, (c)'nin (b)'ye indirgenmesi), öte yandan
determinizm, seylesme, hipoztaslastirma vb. ile (örnegin
Althusser 'de oldugu gibi (b)'nin (c)'ye indirgenmesi)
sonuçlandi.
9. ve
10'uncu tezlerr
özellikle Marx 'in kendi yeni ve eski materyalizmleri arasindaki
farkliliklarla ilgili kavramlastirmasini ortaya koyar:
"duygusalligi pratik etkinlik olarak kavramayan bu materyalizmle
ulasilan en yüksek nokta, tek tek bireylerin ve sivil toplumun
üzerine (derin) düsünüstür (tefekkür) "Eski materyalizmin bakis
açisi sivil toplumdur, yeni materyalizmin bakis açisi ise insan
toplumu ya da toplumsal insanliktir". Geleneksel materyalizmin
problem alani soyut bir tarih disi bireycilik ve evrensellik
üzerine kuruludur; birbirleriyle ve ortak dogallasmis
kaderleriyle dissal ve içsel olarak iliskili yalitik durumdaki
R. Crusoe'lar. Marx için bu kavramlastirma epistemolojinin
geleneksel sorunlarinin (Bkz. BILGI KURAMI) ve genel olarak
FELSEFE'nin temelini olusturur. Maddi pratikten kopmus
tefekkürcü (düsünceye dalmis) bilinç için, kendi bedeniyle,
diger akillarla, disindaki nesnelerle ve hatta kendi geçmis
durumlariyla olan iliskisi problematik hale gelir. Fakat ne bu
felsefi sorunlara ne de buradan çikan pratik sorunlara saf
teorik bir terapi ile çözüm bulunamaz. Örnegin, "bu düsüncelere
yol açmis olan kosulari ortadan kaldirmak için kisinin kendi
kafasi disinda yalnizca birkaç fikir edinmek zorunda oldugu"na
inanan (Alman Ideolojisi, cilt I, bölüm III) Genç Hegelci
Stimer'in aksine "teorik karsitliklarin çözümü yalnizca pratik
bir biçim- de olanaklidir ve bundan ötürü bir bilgi görevi
degil, gerçek yasamin görevidir; çünkü felsefe bu görevi
yalnizca teorik bir görev olarak kavradigi için çözümsüz kalir"
(Ekonomik ve Felsefi Elyazmalari, 3'üncü elyazmasi) . Bu nedenle
"filozoflar dünyayi çesitli biçimlerde yalnizca yorumladilar,
sorun onu degistirmektir" (11. Tez). Engels'in, daha sonraki
felsefi yazmalarindâ özellikle Anti-Dühring'de Liidwig
Feuerbach'ta ve Doganin Diyalektigi 'nde ayrintili bir biçimde
ele aldigi materyalizmin daha çok kozmolojik evrendogum
(kozmoloji) yönüne verdigi bu abartili önemi anlamak zordur. Bu
konu yalnizca Ikinci Enternasyonal'in önderlerinin (Bernstein,
Kautsky, Plehanov) teorik formasyonlarinda kesin bir moment
olusturmakla kalmamis, daha sonralari DIYALEKTIK MATERYALIZM
diye bilinecek görüsün doktriner çekirdegi olarak sonraki çok
sayida tartismanin etrafinda dönecegi merkezi de olusturmustur.
Pozitivist ve evrimci (özellikle toplumsal Darwinizm) görüslerin
olusturdugu bir baglam içinde yazdigi yazilarda Engels ; (a)
mekanik ve "metafizik" materyaliz- me karsi dünyanin degismeyen
ve duragan seylerden degil, karmasik süreçlerden olustugunu ve
(b) indirgemeci materyalizm karsi, akli ve toplumsal biçimlerin
(özünde maddi dünyanin [olanin] en yüksek ürünü olarak), maddi
dünyaya (olana) indirgenemeyecegi ama ondan dogdugunu savundu.
Lenin 'in Materyalizm ve Ampiriokritisizm'inin dolaysiz hedefi
Bogdanov gibi Bolsevik yoldaslari arasinda hizla yayilmakta olan
Mach 'in pozitivist düsüncesiydi.
1.felsefi bir kategori olarak
madde ile bilimsel bir kav ram olarak madde arasinda açik bir
ayrimin yapilmasi,
2.partinost (partizanlik)
doktrininde, ? felsefi müdahaledeki pratik ve çikar özellikleri-
nin vurgulanmasi,
3. bilimsel degisme ile ILERLEME
düsüncesinin, "göreli" ve "mutlak" HAKIKAT arasindaki ayrim
içinde uzlastirilma (ve normatif olarak hem dogmatizme hem de
süphecilige karsi çikma) çabasi eslik eder.
Diyalektik
materyalist gelenege damgasini vuran, doga DIYALEKTIK'i ile
yansitmaci bir bilgi teorisinden olusan bir karisimdir. Her
ikisi de, ayni zamanda bunlarin karsilikli tutarsiz olduklarini
da savundugu BATI MARKSIZMI'nin kaynak metni olan Tarih ve Sinif
Bilinci'nde Lukâcs tarafindan reddedilmistir. Nesnelligi,
tarihte sonusmaz bir biçimde yaklasilmis ancak nihaî olarak
yalnizca komünizmde gerçeklesecek olan evrensel bir özneler
arasiliga göre yeniden tanimlayan Gramsci ("Tarihsel
Materyalizm" de) vurgunun kökeni metafizik olan ikinci kavrama
("materyalizm") degil, birinci kavram ("Tarihsel") üzerine
konulmasi gerektigi unutulmustur" diyerek Lukâcs'dan daha da
ileri gitmistir. "Praxis felsefesi, mutlak "historisizm", mutlak
lâiklesme ve düsüncenin dünyevilesmesi, tarihin mutlak
hümanizmasidir" (Gramsci 1971, s.465). Bati Marksizminin
diyalektik motiflere yakinlik duymus oldugu yer onun
materyalizme karsi oldugu yerdir. Örnegin Sartre için
"materyalizmin hiçbir çesidi" insanin tarihsel durumunun
kesinlikle ayirdedici niteligini olusturan"... (özgürlügü)
hiçbir zaman açiklayamaz" (Sartre 1967, s.237). Öte yandan Bati
Marksizminin materyalist oldugunu ilan ettigi yer, genellikle
'de oldugu gibi özel olarak epistemolojik yanidir; ve ontolojik
sorunlardan söz açildiginda Timpanaro'nun ( 1976), toplumsal
yasamda özel olarak biyolojik "üst yapinin" ve doganin rolü- nün
önemi üzerine vurgulamasinda oldugu gibi tartismalar ontolojide
düsünceden yoksun bir ampirizm tarafindan siklikla bozulmustur.
Her
materyalizm tartismasinda, gizli bir "maddenin tanimlamasi"
sorunu vardir. (Süphesiz dogal bilimi de içeren) toplumsal
alanla sinirli ve maddenin "toplumsal pratik" anlaminda
anlasilmis oldugu Marx'in pratik materyalizmi için özel bir
zorluk dogmaz. Fakat Marksist materyalizm Engels 'ten bu yana
daha genel savlara sahiptir, ve su anki zorluk; eger maddi sey
süre durumsal olarak (bir) boslugu isgal etme yetenegine sahip,
duyusal olarak teshis edilmis ve yeniden teshis edilmis bir
varlik olarak kabul edilirse, o zaman her ne kadar teshisleri
maddî seylere bagimli olsa da, bilimsel bilginin çok sayidaki
nesnesi besbelli maddi-olmayandir. Hiç kuskusuz, eger biri
bilimsel ve felsefî ontolojiler arasinda ayrim gözetirse, Lenin
'in kabul ettigi gibi bu türden düsüncelerin felsefi
materyalizmi yanlislamasi gerekmez. Ancak bunun içerigi nedir?
Kimi materyalistler bilim araciligi ile dünyanin
bilinebilirliginin tüketilebilecegi düsüncesini kabul
etmislerdir. Ancak bunun temeli nedir? Bu yengin bilissel tutum
insan merkezli ve bu nedenle de idealist bir kibir gibi
görünmektedir. Öte yandan bilinebilecek olan her ne ise bilim
tarafindan bilinmek zorundadir gibi daha ilimli bit varsayim,
eger bir totoloji degilse, belirli arastirma alanlarinda
materyalizmin gerçekligini dogalciligin olanakliligi yerine
geçirir
Bu
nedenlerden ötürü, materyalizmin bazilarina; yan betimleyici
tezlerden olusan felsefi bir tutumdan veJya da daha özel olarak;
(a) -örnegin Tanrinin varligina, ruha, formlara, düsüncelere,
görevlere, mutlak'a ya da bilimin olanaksizligina (veya ikincil
durumda olduguna), dünyevi mutluluga vb.ye dair- bir yigin
ayrintili geleneksel felsefî önerme olarak ve (b) bu tür felsefî
ayrintilarin, yanlis ya da uygun olmayan bilinçlilik ya da
IDEOLOJI'nin biçimleri olarak bilimsel açiklanislarina bir
baglanisin olmazsa- olmaz temeli olarak kabul edilmesinden daha
çok bir kaldiraç konumu (prise de position), bir pratik
anlamlandirma (konumlandirma) olarak ele alinmasi çekici
gelebilir. Bununla birlikte böyle bir (anlamli) konumlandirma;
hem bilim- sel ya da benzeri pozitif bir durumu önvarsayar ve
hem de normatif olarak temellendirilme talebinin ilke olarak
savunulmasi çok zordur. Bu nedenle materyalizmin pragmatik
yeniden olusumunun onun betimleyici karakterini gelistirmesi
güçtür. Her iki durumda da bir mesruiyet sorunu vardir. Gerçekte
materyalizmin, bilim ve bilimsellik bakimindan mesru
gösterilmesi, kendiliginden materyalizm olarak mesru
göstermekten daha kolay olabilir: ve belki de yalnizca böyle bir
özel açiklama (Feuerbach Üzerine 2'nci tezdeki) Marx 'in
hipoztaslastirilmis ve soyut düsünce elestirisi ile tutarlidir.
Lukâcs-sonrasi Marksizm için, Marx 'in öncülleri ile Engels 'in
çikarimlarinin karsi kargiya getirilmesi tipik bir olgudur.
Ancak bilimin çagdas gerçekçi yeniden olusumlarinda bunlarin
inceltilmis biçimleri arasinda bir tutarsizlik yoktur. Nitekim
doganin pratik arastirilmasi olarak bilim düsüncesi bagimsiz
biçimde varolan ve olgulari dönüstürmede etkin gerçek yapilarin,
aygitlarin, süreçlerin, iliskilerin ve alanla- rin antropolojik
olmayan bir ontolojisini gerektirmektedir. Üstelik böyle bir
askin gerçekçilik, eger sözde kalmazsa, kismen de olsa Engels'in
"Iki Büyük Kamp Tezi'nin ruhunu korumaktadir. Söyle ki; (a)
varligin, "epistemik aldanmanin" iki varyanti olan deneyim ve
akil içinde, insani bir nitelige indirgenmesindeki ortak
yanlislarina (birarada) isaret ederek ve (b) epistemolojik
olarak, nesnel idealizmin öznel idealizmin seylesmis olgularini
önvarsaymasinda ve ontolojik olarak da öznel idealizmin nesnel
idealizmin hipoztaslastirilmis düsüncelerini önvarsaymasindaki -
sistematik karsilikli bagimliliklarini ortaya sererek; öyle ki
öznel ve nesnel idealizmin kendilerine özgü yapilan üzerine bir
arastirma ile bunlarin iki yüzlü Tanri efsanesinde oldugu gibi
(Janus) ampirik kesinlik/kav- ramsal dogruluk biçimde ayni
ikiligi tasimakta olduklari görülebilir; askin gerçekçilik, hem
öznel idealizmin ampirik gerçekçiligine hem de nesnel idealizmin
kavramsal gerçekçiligine karsi çikmaktadir. Ayni zamanda
tarihsel arastir- mada Engels'in, bilimsel bilgideki ve daha
genel olarak toplumsal yasamdaki degisiklikler çevresinde olusan
mücadeleler baglaminda materyalizm ve idealizmin uzlasmaz
diyalektik çeliskileri olarak birbirleriyle iliskide olduklari
görüsüne bazi dayanaklar saglamaktadir. Son olarak,
materyalizmin askin gerçekçi bir açiklamasinin, dogalci bir
konumlandirmayi ortaya çikartan güçlerle uyum halinde oldugu
belirtilmelidir.
Bu son
degerlendirmenin önemi suradadir; Marx ve Engels 'ten bu yana
Marksizm, idealizme bayagi ve (vülger), indirgemeci ya da
"diyalektik-olmayan" örnegin tefekkürcü (Marx) ya da mekanik
(Engels) materyalizme karsi ikili bir polemik yürüttü. Ve
karakteristik bir biçim- de idealizm tarafindan kutsanmis olan
bazi konularin doyurucu bir "materyalist dökümü ya da
elestirisini hazirlama projesi, pratikte idealizmin çok daha
doyurucu olarak yapmis oldugu bir ikicilige yeniden geri
dönmeden -karakteristik materyalist karsilik- çogunlukla
(örnegin felsefenin bilime, toplum ya da aklin dogaya, genelin
özele, teorinin deneyime, insan etkinliginin ya da bilincinin
toplumsal yapiya) indirgemecilikten kaçinma çabasi olarak
sonuçlandi. Bu da genellikle iki cephede bir savasi zorunlu
kildi; - çesitli nesnelcilik çesitlerine, örnegin meta- fizik,
bilimcilik, dogmatizm, determinizm, seylesme'ye karsi ve
öznelciligin biçimsel olarak karsit olan ancak gerçekte
birbirlerini tamamla- yan türlerine, örnegin pozitivizm,
bilinemezcilik, süphecilik, bireycilik, iradecilik'e karsi bir
savas. Marksist materyalizmin bu tarihsel iliskiler arasinda
aracilik yapmaya ya da basit bir Hegelci sentezde bulunmaya
çalistigini düsünmek bir yanlis anlama olacaktir. Ortak
sorunsallarini dönüstürürken, eski uzlasmaz ortakliklarinin hem
yanlis hem de kismi kavranislarinin her ikisinin de, yeni ve
üstün bir bakis açisindan elestirel rehavete terkedildiklerini
düsünmek daha dogru olur.
(1)-(3)'ün
hiçbiri, felsefi bir konum ile ampirik bir bilim arasindaki
iliskilerden beklenen tarihsel materyalizmi vermez. Öte yandan
tarihsel materyalizmin kökleri ontolojik materyalizmde bulunur,
yani bilimsel gerçekçi bir ontoloji ve epistemolojiyi önvarsayar
ve pratik materyalizmin niteliksel ve özenli bir açiklanisindan
olusur. Burada yalnizca ilk sorun daha ileri bir biçimde
yorumlanabilir. Marx da Engels de
tarihsel materyalizmi yan biyolojik görüslerin yardimiyla
savunma egilimindeydiler. Alman Idelolojisi'nin I. cildi 1.
bölümü nde sunlari söylediler: "Bütün insanlik tarihinin ilk
kosulu elbette yasayan insan bireylerin varligidir. Su halde
tespit edilecek olan ilk olgu bu bireylerin fiziksel
örgütlenmeleri ve onlarin doganin geri kalaniyla olan
iliskileridir... (Insanlar), fiziksel örgütlenmeleri tarafindan
kosullanmanin bir adimi olan varolma araçlarini üretmeye baslar
baslamaz kendilerini de hayvanlardan ayirdetmeye baslarlar."
Bununla birlikte Marksistler, tabir caizse doganin insanogluna
yeniden el koydugu (ekolojide, sosyal biyolojide vb. de
incelenen) biçimleri tamamen bir yana atarak, esas olarak
insanoglunun dogaya el koyma biçimini betimleyen doga-toplum
iliskilerinin yalnizca bir yönünü, yani teknolojiyi gözönüne
almislardir:
Marksist Düsünce Sözlügü- Yayin
Yönetmeni :Tom Bootomore/Madde Yazari:Roy Bihaskar- Iletisim
Yayinlari-Çeviri:Sina Sener