Berkeley

 1685-1753 yillari arasinda yasamis olan, ve dünyada yalnizca ruhlarin ve bu ruhlarin idelerinin varoldugunu, buna karsilik maddenin varolmadigini öne süren Ingiliz düsünür. Temel eserleri: The Principles of Human Knowledge (Insan Bilgisinin Ilkeleri) ve Three Dialogues Between Hylas and Philonous (Hylas ile Philonous arasinda üç Konusma).

Bilgi Görüsleri: Berkeley de, kendisinden önce yasamis olan Locke gibi, bizim dogrudan ve aracisiz olarak algiladigimiz herseyin kendi zihnimizdeki ideler oldugunu, dogustan düsünceler bulunmadigini, tüm idelerimizin algisal deneyin sonucu oldugunu, ve bilgimizin duyudeneyi yoluyla sahip oldugumuz idelerden türedigini savunmustur. Idelerden türeyen bilginin tek bir istisnasi vardir: Tinsel varliklara ya da insanin kendi benine iliskin bilgi.

Berkeley'e göre, kendi zihnime ya da benime iliskin olarak dogrudan bir algisal deneye sahip olamadigim, ama dogrudan ve aracisiz olarak yalnizca zihnimin çesitli niteliklerini ya da faaliyetlerini algiladigim için, benim, kendi zihnime ya da benime iliskin bir ideye sahip oldugum söylenemez. Bununla birlikte, buradan yola çikilarak zihinden ya da benden söz etmenin anlamsiz oldugu sonucuna varilamaz. Çünkü, sonsuz sayida ideye ek olarak, bu ideleri bilen ve algilayan bir sey, algilama, isteme, imgeleme ve animsama gibi faaliyetlere ek olarak, bu faaliyetleri gerçeklestiren aktif bir varlik vardir ki, bu da zihin ya da ruh ya da bendir.

Idelerden insan zihninden ya da bir algi eyleminden bagimsiz olarak kendi baslarina varolan seyler olarak söz etmek çelisik olsa bile, bizim birincil niteliklere iliskin idelerimize benzeyen niteliklere sahip olan nesnelerin insan zihninden bagimsiz olarak varolduklari düsünülebilir. Bu düsünceye Berkeley, bir idenin ancak baska bir ideye benzeyebilecegi, buna karsin bir sese ya da bir seklin baska hiçbir seye degil de, yalnizca baska bir ses ya da baska bir sekle benzeyebilecegi karsiligini verir. Dahasi, ona göre, biz zihnimizdeki idelerin nesnelerin niteliklerine benzeyip benzemediklerini hiçbir zaman bilemeyiz, çünkü bizim dolayimsiz olarak algiladigimiz hersey kendi idelerimiz olup, idelerimizle bu idelere benzeyen nitelikler ilke olarak birbirlerinden farkli olduklarindan, bizim idelerimizle bu ideler benzeyen nitelikleri birbirleriyle karsilastirma imkanimiz yoktur.

Metafizigi: Bilginin tek kaynaginin algi oldugunu, algida ise bizim yalnizca kendi idelerimizi ya da duyumlarimizi bilebilecegimizi öne süren epistemolojik nitelikli öncüllerden yola çikarak, yalnizca idelerin ve ideleri algilayan zihinlerin varoldugu ve duyularimiz üzerindeki eylemiyle idelere neden olan maddenin hiçbir sekilde varolmadigi seklindeki ontojik sonuca ulasan Berkeley, bununla birlikte tipki Locke'un yapmis oldugu gibi, nedensel bir algi anlayisi benimseyerek, zihnimizdeki idelere neden olan bir varligin, yani Tanri'nin varoldugunu öne sürmüstür. Baska bir deyisle, o maddenin yerine Tanri'yi yerlestirmistir.

Berkeley'e göre, biz algilarimizin, idelerimizin, onlar 1 canli ve açik olduklari, 2 diger deneylerimizle uyumlu olduklari, ve 3 insan iradesinin keyfi bir eyleminin sonucu olmadiklari, yani insan zihninde, nedensiz ve temelsiz olarak keyfi bir biçimde yaratilmadiklari zaman, gerçek olduklarini kabul eder ve onlari fantazilerden, düssel algi ve idelerden ayiririz. Yani, duyualgilarimiz, idelerimiz bize bagli ve keyfi olmadiklari için, bu algi, duyum ve idelerin insan zihninin disinda bir nedeni olmalidir.

Baska bir deyisle, madde varolmadigi, varolsa bile, bütünüyle olumsuz ve belirsiz bir biçimde tanimlandigindan dolayi, bizim zihnimizdeki idelere neden olamayacak kadar pasif oldugu, ikinci olarak ideler kendi kendilerinin ya da baska idelerin nedenleri olamayacagi ve nihayet bu gerçek ideleri insanin bizzat kendisi yaratamayacagi için, Berkeley'e göre, zihnimizdeki bu idelere, algimizdaki duyumlara neden olan baska bir tinsel varligin varolmasi gerekir ki, bu tinsel varlik da Tanri'dir.

Bu görüse, bizim tinsel bir varligi, bir Tanri'yi algilarimiza, duyumlarimiza, idelerimize neden olurken de, baska bir zaman da hiçbir sekilde tecrübe etmedigimiz söylenerek, duyumlarimiza, idelerimize neden olan bir Tanri düsüncesinin, en azindan niteliklerinin duyularimiz üzerindeki eylemi sonucunda bizde algilara, idelere neden olan bir madde düsüncesi kadar keyfi oldugu söylenerek itiraz edilebilir. Böyle bir itiraza karsi Berkeley, bizim tamamen irademize bagli olarak çesitli seyleri çesitli sekillerde imgeledigimiz zaman, tinsel varliklarin ideler yaratmasina iliskin bir tecrübeye sahip oldugumuz yanitini verir. Ve biz, tinsel varliklar olarak kendimizin zihnimizde ideler olusturma gücüne sahip oldugumuzu biliyorsak, ona göre, bu bilgi baska bir tinsel varlik olarak Tanri'nin bizim zihnimizdeki idelere neden olmakta oldugu olgusu için saglam bir temel olusturur.

Berkeley söz konusu maddesizcilik ögretisiyle ilgili elestirileri, örnegin insanlar tarafindan tecrübe edilen izlenim ya da idelerle özdeslestirilmesi durumunda, doganin insanlarin ortaya çikislarindan önce varolmadigi, ya da bir odanin içinin insan ona baktigi zaman varliga geldigi, insan ona bakmaktan geri durdugu zaman yok olup gittigi türünden itirazlari bertaraf edebilmek için, su halde, Tanri'nin evreni varolus hali içinde tutan herseyi bilme gücüne müracaat etmistir. Baska bir deyisle, o ezeli-ebedi olup, herseyi bilen tinsel bir varlik olarak Tanri'nin varolusunu kabil etmek suretiyle, dis dünyanin Tanri tarafindan tecrübe edilen ideler, izlenimler toplami oldugunu, dis dünyadaki nesnelerin Tanri'nin zihninde bulundugunu, onlarin bizim tarafimizdan algilanmadiklari zaman, Tanri tarafindan algilandiklarini öne sürer.

Berkeley'in Tezleri: Ünlü Ingiliz idealist filozofu Berkeley'in felsefesinin temelinde yer alan ve felsefenin daha sonraki gelisimini oldukça etkilemis olan iki tez. Bunlar, sirasiyla;

1 seylerde algiladigimiz tüm nitelikler zihinlerimize bagli oldugu, ve algilanamayan ve dolayisiyla bilinemeyen, fakat varoldugu varsayilan töz düsüncesi kabul edilemez oldugu için, seylerin yalnizca, zihinler tarafindan bilindikleri ya da algilandiklari sürece varoldugu, varolmanin algilanmak, yani zihinde bir ide olmak oldugu teziyle,

2 dis dünyaya iliskin bilgimizin duyumsal bir bilgi oldugu, bu bilginin her zaman idelerin bilgisi olup, idelerin de, dis dünyadaki tözlerin degil, fakat basit niteliklerin ideleri oldugu tezidir.