insan Bilgisi ve Türleri

Bilgi; bilenle (Özne/suje) bilinen (Nesne/obje) arasinda kurulan bag sonucu açiga çikan üründür.

Felsefe bilgi konu olunca öncelikle ve genel olarak insan bilgisini konu edinir.

Bu açıdan bilen insandir.

Bilinen ise insan çevreleyen diger tüm varliklardir. Hatta insanin kendisi de çogu kere insan bilgisinin nesnesini olusturur. Bilgi sürecinde bilenle bilinen arasinda kurulan bag (bilgi akti) bilgiyi önemli ölçüde etkiler.

Bilginin kaynagini olusturan bu iliskiler yumagi; bilginin dogruluk degerini etkiler. 

Insan bilgiye ulasirken; duyum süreci, deneyim, akil, inanç, sezgi gibi bilgi baglarini kullanir. Her bag farkli bilgiler olusmasini saglar. Insan bilgisi farkli siniflara ayrilabilir.

Birbirlerine benzeyen ve ayrisan yanlari bulunan bilgi türleri sunlardir:

Gündelik bilgi Yasantilardan elde edilen pratik bilgilerin genel adidir.

Insan yasamini kolaylastiran ve sürdüren bu bilgi türü; sahip oldugumuz en eski bilgi çesididir.

Yasami kolaylastirmanin ötesinde; onu olanakli da kilan gündelik bilginin kaynagi yasantinin bizatihi kendisidir. Deneyimlerden, yasantilardan dogar ve genellikle de duyum sürecine dayanirlar. Yasadigimiz fiziksel çevreden oldugu kadar toplumsal çevreden de etkilenen gündelik bilgi bu açidan kültürel farkliliklar tasir. Hatta giderek herkese göre farkliliklar tasir; çünkü herkesin deyimleri, yasantilari ve bunun ötesinde de hayattan beklentileri faydasi, çikari birbirinden ayridir.

Herkesin üzerinde anlasabilecegi tek bir dogru bulmak olanaksizdir. Bu nedenle de gündelik bilgiler felsefenin ana konusunu olusturmazlar. Gündelik bilginin elde edilmesinde izlenen yol yani YÖNTEM de daha çok andirim (analoji) türü olmasina karsin; kültüre hatta bireylere göre ayriliklar gösterir. Gündelik bilgiye ulasmamiza yarayan genel-geçer tek bir yöntem yoktur.

Çok ve farkli yöntemlerle elde edilen gündelik bilgi için; bu yöntem çoklugu nedeni ile bazi düsünürler; yöntemsiz bilgidir diye söz edeler. Oysa daha dogru bir biçimde ifade edecek olursak; gündelik bilgiye ulasmak için çok farkli yöntemler vardir, ve bu yöntemlerden her biri kendine göre dogrudur.

Gündelik bilgi; az çok nesnellik tasir. Çünkü insan yasamini sürdürebilmek için dogaya uygun bilgiler edinmek durumundadir. Ancak bu bilgiler, bireysel yasantilara dayandiklari içindir ki zorunlu degildirler. Ancak yine de bu bilgilerde az-çok neden-sonuç iliskileri bulunur. Ama zorunluluk ve ölçü yoktur. Gündelik bilgilerin konulari yasamin her alanina ait ve genellikli de rastlantisal olmamin yani sira birbiri ile uyumlu olmak zorunda da degildirler. Hatta derin çeliskiler bile tasiyabilirler. Bu nedenle de DÜZENSIZ bilgiler olarak da adlandirilirlar.  Tüm bu olanaksizliklarina karsin gündelik bilgiler; binlerce yil teknik bilgiye kaynaklik etmislerdir. Hatta hem geçmiste hem de günümüzde gündelik bilgilerin diger bilgi türlerini etkilediklerini veya kaynaklik ettiklerini de gözlemleyebiliriz. ÖZETLE: · Yasantilardan , deneyimlerden dogar · Duyuma ve algilara dayanir · Yasami kolaylastirir hatta olanakli kilar · Görelidir; kültürden kültüre ve hatta bireylere göre degisir · Analojiktir (andirim) · Farkli yöntemlerle elde edilir, genel bir yöntem yoktur · Az-çok nedensellik tasir, zorunluluk yoktur · Sistematik degildir, konu bütünlügü ve mantiki tutarlilik olmayabilir · Kendinden farli bilgi türlerine kaynaklik edebilirler

Din bilgisi Bilenle bilinen arasindaki bagin; bu iki unsurun disinda askin bir varliga olan itikatla, inançla kurulan bilgi türüdür. Fiziki yasalarin ötesinde bir yaklasim oldugu için metafizik (Fizikötesi) bilgiler olarak da degerlendirilirler.

Din bilgisinin temel mantigi; evreni ve beni yaratan askin varlik ( genellikle tanri ) en dogru bilgiye sahiptir. “O halde dogru bilgi için onu dinlemeliyim, ona yönelmeliyim.” düsüncesinden kaynaklanir

Inanç esasina dayanan din bilgisi dogmatiktir. Yani inaklar, tartisilmaz, kendilerinden kusku duyulamaz. Bu açidan din bilgileri mutlaktir. Ancak mutlaklik o inanç sistemine inanlar arasindadir. Bir baska inanç nüansi için yine ve ancak kendi inançlari mutlaktir. Degismez, tartisilmazdir. Bu açidan bakildiginda; tüm mutlaklik iddialarina karsin din bilgisi de görelidir. Din bilgisinin dogruluk degeri; doga uygunlukta aranmaz. Doga din bilgisine uymuyorsa, yanlis bilgide degil dogadadir. 

Din bilgisi; sistematiktir. Dünyaya özgün bir bakistir. Kendi içinde mantiki bir tutarlilik tasimaktadir. Ayrica da düzenleyici, yaptirimci bir güce sahiptir.

Genellikle örgütlüdür. Söyle ki: Din temel olarak üç ana unsurdan olusmaktadir.

1 . Inançlar: Askin varlik ve evrene ait temel inaklar vardir. Bunlar tartismasiz ve kuskusuz kabul edilmek zorundadir. Inançlar sistemi dinin en statik en mutlak bilgilerini olusturur. Ayni dine ait mezhep arasinda bile genel bir uzlasi söz konusudur.

2 . Ibadetler : Askin varliga karsi kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapilmasi gerekenlerdir. Ayni mezhep ve tarikatlar bazinda mutlak olan ibadet bilgileri, farkli tarikat ve mezheplerde çelisen davranislar bile içerebilmektedir. Bunun da ötesinde zaman içinde de ibadetlere iliskin degisiklikler söz konusu olabilmektedir. Yani din bilgisinin az çok mutlaklik içeren ama ayni ölçü de degisebilen kesimidirler.

3 . Hukuk ve ahlak kurallari: Askin varliga inanmanin, ona ibadetin yani sira dinler; insanlara kendi kurallarina göre bir toplumsal düzen (hukuk) ve vicdani tavir (ahlak) önerirler. Hatta önermekle de kalmaz bunu yasama geçirmek için zorlayici da olurlar. Hukuk ve ahlaka ait bilgiler din bilgileri içinde en az mutlak olanlardir. Çünkü din yayginlastigi ölçüde farkli toplumsal kültürlerin etkisiyle, farkli yasam biçimlerine dönüsür. Hem yer hem de zamana göre degiserek mutlak olmaktan uzaklasirlar. Özellikle de günümüz laik toplumlarinda din bir yasam biçimi olmaktan çok vicdan olayi biçimine dönüserek tanri ile insan arasinda bir iliski ve bilgi biçimine dönüsmüstür.

ÖZETLE · Inanca dayanir · Dogmatiktir · Sistematiktir · Dogaya uygunluk aranmaz · Mutlaktir. Ancak degismez degil tersine görelidir.

Teknik bilgi Insan dogayi degistirirken alet yapar ve kullanir. Alet ve avadanlik yapmak için gerekli bilgi teknik bilgidir. Adini “beceri” anlamina gelen yunanca “techne-tekne” sözcügünden almaktadir. 

Teknik bilgi somut varlik alanina ait bilgidir. Özellikle baslangiç döneminde Teknik bilgi Gündelik bilgiye dayanmaktadir. Günümüzde ise gelismis toplumlarda tamamen bilimsel bilginin bir uygulama alani biçimindedir. Bu nedenle de Bilim ve Teknik birbirinden ayrilmaz bir bütünlük içerisindedir. Hatta toplumlarin gelismislik düzeylerine iliskin önemli bir ölçüdür.

Teknik bilgi yasantilar ve deneyimlerden çok akla ve düsünceye dayanir. Teknik yaratici insan aklinin ürünüdür. Bir anlamda da teorik bilgilerin somutlasmasidir. Insanligin ortak degerleri arasinda yer alir. Yani evrenseldir. Amaci ürettigi alet ve avadanliklarla dogayi insan lehine degistirmek ve insani daha iyi yasatmak olan teknik bilgi; çogu kere hayati zorlastirir bir nitelik tasiyabilmektedir.

Teknik ya dogrudan insani imha etmeye yönelik silah teknolojisi biçiminde ya da yarattigi pek çok çevre sorunu ile insanin önünü açmak söyle dursun insanligin gelecegini tehdit eder durumlara bile neden olmaktadir.

Teknik bilgi tarihsel süreç içerisinde üç farkli asama geçirmistir.

1) Alet teknolojisi,

2) Makine teknolojisi ve

3) Otomasyon teknolojisi.

Sanat bilgisi Teknik gibi sanatta insanin dogada olmayan bir seyi yaratmasi, üretmesidir. Ancak teknikte amaç insan yasamini kolaylastirmak iken, sanatin böyle pratik bir amaci yoktur. Sanat üretiminin amaci “güzel” ve estetik hazdir.  Sanat bilgisine ulasilirken akil, düsünme gibi bilgi aktlarinin yani sira düs gücü, sezgi gibi baglar da kullanilir.

Sanat bilgisi düse hayale genis yer verdigi içindir ki; sanat bilgisinin doga uygunlugu zorunlu degildir. Sanatin objelere iliskin ille de dogu bilgiler verme gibi bir amaci yoktur. 

Sanat bilgisi yaratici insan akilinin ürünüdür. Bu açidan öznel ve özgün bir üründür. Teklik onun en belirgin özelligidir. Ayni sanatçi bile farkli zamanlarda ayni objeyi farkli bir tavirla ele alip farli yorumlara ulasir. Sanat bilgisi farli araçlarla ifade edilebilir. Bu da ayni temalarin farkli malzemelerle islendigi çok farkli sanat alanlarinin dogmasina neden olur. Resim, müzik, heykel, edebiyat, sinema, mimari, tiyatro gibi pek çok sanat dallari vardir.

Bilimsel bilgi Sinirlari önceden belirlenmis bir alanda, bilmek amaci ile genel geçer bilgilere ulasmak için sistemli olarak, belli bir yöntemle elde edilen bilgilerdir.

Bilimlerin özelliklerini ve yöntemlerini daha açik görebilmek için öncelikle farklarini bilmek gerekmektedir. Çünkü hem konu hem de yöntem açisindan birbirinden oldukça farkli bilimsel alanlar bulunmaktadir.

BILIMLERIN SINIFLANDIRILMASI Bilimler alanlari, yöntemleri ve sonuçlari açisindan öncelikle iki grupta toplanirlar:

A. Formel Bilimler ( Aksiyomatik bilimler - Normatif bilimler - Ideal bilimler – Disiplinler / Matematik, Geometri, Mantik ) Konulari; insan zihninin dogadan soyutlayarak olusturdugu ideal, soyut kavramlardir. (Sayilar, geometrik sekiller, akil ilkeleri vb) Bu nedenle deney yöntemini kullanmazlar.

Belli bir kabul edisten ( aksiyom ) yola çikarak; bu genel dogrudan özel sonuçlar çikaran bilimlerdir. Tümevarim (dedüksiyon) olarak adlandirilan bu akil yürütme; dogru kabul edise göre kesinlik kazanir. Ancak aksiyomlar, yani kabul edisler, farkli olursa bu kez varilan sonuçlar da farkli olacaktir. Örnegin Okildes’ten bu yana kabul edilen ve düzlem kosullarinda geçerli olan geometri dogrulari; bir baska sistem olan uzay geometri için geçerli degildir. Kisaca Formel bilimlerin dogrusu kabul edis sinirlari içinde kesinlik tasirlar. Baska bir kabul edis sistemi ise yine kendi içinde kesinlik tasimaktadir. Bu açidan bakildiginda; formel bilimler kendi sistemleri içinde dogruluk ve kesinlik tasimaktadir. Ama bu onlarin önemini azaltmaz. Çünkü ancak formel bilimlerin ölçüler ve tutarlik konusunda vardigi noktadan sonra diger bilimler mümkün olabilmistir. Bir baska deyisle formel bilimler diger bilimlerin olmasi için gerekli ve zorunludurlar. Formel bilimler pozitif bilimlerin dilidir. Pozitif bilimlerin özünü olusturan ölçü ancak matematik bilimleri ile mümkündür. Yine bilgilerin kendi içinde tutarliligi ve sonuçlarin dile getirilisleri ile dogrulugunun denetlenmesi ancak mantikla mümkündür. 

B. Pozitif ( Olgusal ) Bilimler  Konulari sinirlari önceden belirlenmis olan somut varlik alanlaridir. Evrenin belli özellikleri olan bir bölümünü ele alan bu gruptaki bilimler, soyut kavramlar üzerine arastirma yapmazlar.

Deneylenemeyen konulari ele almazlar. Konulari içine giren somut varlik alanlarini incelerken genellikle tümevarim (endüksiyon) yöntemini kullanirlar. Tekil dogrulardan yola çikarak, genel dogrulara ulasmaya çalisirlar. Ancak pozitif bilimler bazen (özellikle de insan söz konusu olunca) bilinenden bir tek gerçeklikten yola çikarak ona benzer olan durum için yargiya varirlar. Yani benzerliklerden hareketle akil yürütürler. Bu yöntem benzesim ( analoji/andirim) olarak adlandirilir. 

Tümevarim ve andirim yöntemi ile elde edilen dogru bilgilerden sonradir ki pozitif bilimler, alanlari içinde bir genellemeye varirlarsa; bundan sonra tek olaylar için dedüksiyon yöntemini uygularlar. Tüm pozitif bilimlerde konularinin gerektirdigi farkli özellikleri dikkate almazsak ayni yöntem kullanilir.

 Bu yöntem deneysel yöntemdir ve dört ana asamadan olusur.

1. Varsayim (Hipotez) : Ele alinan konuya iliskin geçici açiklamalardir. Bu asamada ileri sürülen sav henüz kanitlanmasi gereken bir tezdir. 

2. Betimleme : Konunun özelliklerine uygun olarak dogal kosullari içinde izlenmesi, arastirilmasi, ölçümlenmesi ve nedenlerinin arastirilarak betimlenmesi asamasidir.

3. Deneyleme : Incelenen olayin, dogal durumundan soyutlanarak; laboratuarda, yapay kosullarda ve bilimcinin denetiminde yinelenerek, etkenlerin ve bunlarin neden oldugu degismelerin saptanmasi asamasidir.

Sonuç : Yapilan çalismalardan sonra o konuya iliskin dogru bilgilerin derlenmesi ve açiklanmasidir. Bu asamada iki farkli sonuç çikabilir.

      a. Kuram ( teori ) : Henüz tüm deney ve arastirmalarin yapilamadigi veya yapilamayacagi durumlarda , ancak hiçbir yanlis örnegin de bulunmadigi sonuçlardir. Izafiyet, kuantum teorilerinde oldugu gibi

    b. Yasa ( kanun ) : Incelen konuya iliskin tüm deneylerin yapildigi ve çalismalar sonunda kesin sonuçlarin alindigi varilan bilgilerdir. Yerçekimi yasasi gibi.

Pozitif bilimler ele alip inceledikleri varlik alaninin özelliklerine göre bu temel yöntemi kendi özellerine göre kullanirlar. Bazi bilimlerde laboratuar olanaklari sinirli hatta olanaksiz olunca , betimleme çalismalarina daha da fazla özen gösterilir. Yine bazi bilimlerde bir insan ömrü deneyleri tamamlamaya yetmemektedir. Iste bu gibi durumlarda ; her bilim kendi kosullarina göre ana çizgiden sapmadan yeni teknikler gelistirerek deneysel yöntemi kullanirlar.

Konularin özellikleri yalnizca yöntemi etkilemekle kalmamakta , giderek tüm bir bilime farkli özellikler kazandirmaktadir. Iste bu açidan bakildiginda pozitif bilimler de kendi içlerinde siniflara ayrilmaktadir.

 Doga Bilimleri : Konusu cansiz ve canli doga (everen) olan bilimlerdir. Cansiz doga bilimleri konulari geregi daha kesin ve degismeyen bilgilere daha da kolay olarak ulasabilirler. Çünkü cansiz doga hemen hemen hiç degismemektedir. Böyle olunca hem incelemek kolay olmakta hemen de varilan sonuçlar çok daha uzun zaman dogru kalabilmektedir. Örnegin Arsimet’in bundan iki bin bes yüz yil önce buldugu sivilarin kaldirma gücü yasasi bu gün hala geçerliligini korumaktadir.

 Astronomi, fizik, jeoloji ve kimya bu bilimlerin basinda yer almaktadirlar.  Ancak ayni kesinlikte ve uzun süreler dogru kalan bilgilere canli doga bilimlerinde rastlamak olanakli degildir. Çünkü canli doga sürekli bir degisim içindedir. Ve dahasi canlilar basamaginin üst siralarina çikildiginda her canli türünün zaman içindeki degisiminin yani sira bireyler arasinda farkliliklar da gündeme gelmektedir.

Tüm bunlar canli doga bilimlerinin hem arastirmalarini zorlastirmakta hem de sonuçlarini tartisilabilir kilmaktadir. Ayrica dogru bilgilerde zaman içinde dogruluklarini yitirmektedir. Bu durumda canli doga bilimlerinin temel görevi konulari içindeki degisimleri saptamak ve evrim sürecini açiklamak olmaktadir.

Insan Bilimleri : Konusu insan olan bilimler canli doga bilimlerinin tüm zorluklarini tasimaktan öte; ayrica insanin özelligi geregi iki temel zorlukla karsi karsiyadirlar. Insan her canli gibi degisir. Ama onun kisilik özellikleri öylesine gelismis ve bireysellesmistir ki insan bilimleri bu nedenle neredeyse genelleme yapamaz duruma düsmektedirler.

Yine insanin yasadigi bir baska degisim süreci de diger hiçbir varlikta görülmeyen toplumsal olma özelliginden kaynaklanmaktadir. Hatta bu alanda degisim iki boyutludur. Toplumsal yaniyla insan yalnizca zaman içinde degismemekte ayni zamanda farkli toplumlarda farkli özellikler de tasimaktadir. Iste bu üç boyutlu degisim süreçleri insan bilimlerini daha dikkatli ve özenli olmaya zorlanmaktadir. Tüm bunlara bir de laboratuar olanaksizliklarini eklersek; insan bilimlerinin niçin 19. yy.la kadar beklemek zorunda kaldiklarini daha kolay anlariz.